Pir Aziz

Çoban Totak ve Pir Aziz Efsanesi – Giresun


Bugünkü Piraziz ilçesinde türbesi bulunan Şeyh İdris’in Karagöl Dağı çevresindeki yaylalarda otlattığı koyun sürüsü, “Çoban Totak” adında ermiş biri tarafından otlatılmaktaymış. Şeyh İdris’in de yaylada bulunduğu bir sırada, beklenmedik bir zamanda Çoban Totak ölmüş. Ölüm olayı ikindi vaktinde gerçekleştiğinden cenazenin kaldırılması için yeterli vakit de yokmuş. Ayrıca olayın yaşandığı yayla ile Şeyh İdris’in yaşadığı Piraziz arasında yürüme ile bir günlük mesafe varmış. Bu durum karşısında Şeyh İdris abdestini almış ve ikindi namazına başlamadan önce kuzeye yönelerek mollası Aziz’e seslenmiş:

Pir Aziz

“- Totak öldü kefenlik bez getir, kazma kürek tez getir, koyuna da tuz getir!” demiş. Şeyh İdris daha namazını bitirmeden Molla Aziz yanına gelmiş. Bu durum karşısında şaşıran Şeyh İdris, mollasının eriştiği manevî dereceyi takdir anlamında ona “Pir kişi olasın, adın da bu yerlerde bâki kalsın” diye duada bulunmuş. Bundan sonra bölgeye Pir Aziz’in adı verilmiş.

Seyyid Vakkas

Seyyid Vakkas Efsanesi – Giresun


Seyyid Battal Gazi, Abdurrahman Gazi gibi Seyyid Vakkas da Hz. Peygamber ile kan bağı bulunan bir savaşçı, serdengeçtidir. İslam dinin yaymak ve cihat etmek için Karadeniz Bölgesini tercih etmiştir. Efsaneye göre Giresun´u alması için bir fındıkkabuğuyla denizleri aşarak Giresun´a gelmiş; emrindeki kuvvetleri de bir fındık içi ile günlerce beslemiştir.

Pontus Devletine son vermek Karadeniz Bölgesine İslam dinin yaymak isteyen Sultan Fatih’in ordusuna katılıp onun Uç Beyi olmuştur. Giresun Kalesi’in deniz ile buluştuğu noktada yer alan Metamorphisis Kilisesi’ne giderek burada gizlice bilgi toplama çalışır. Ancak ayine katılan Hıristiyanlar tarafından fark edilmiştir. Durumunun ortaya çıkması üzerine Hıristiyan halk tarafından yakalanmak istenir. Ancak o savaşmayı tercih eder ve bu yüzden de bir kılıç darbesi ile kellesini kaybeder.

Seyyid Vakkas

Mucizevî biçimde kopan kellesini kolunun altına alarak uzun süre savaşır ve çok sayıda düşman öldürür. Bu şekilde savaşarak Kale eteğine kadar gelir. Bir kadının bu hali görüp hayret ile çığlık atması üzerine de sırrı ifşa olduğu için düşüp ölür. Bu olağanüstü olay halk hafızasında yer eder ve zamanla mezarı üzerine bir türbe inşa edilir.

ada_001

Kutsal Heykel Efsanesi – Giresun


İsrailoğuları Mısır’da iken Hz. Yusuf’un altından bir heykelini yaparlar. Mısır´dan sürgün ile çıkarılmaları Filistin´e yerleşmeleri sırasında heykel Mısır’da kalır. Halkın talebi üzerine Hz. Musa bir mucize ile heykeli Mısır’dan Filistin’e getirir. Ancak o vakitler “Kenanîler” olarak bilinen Fenikeliler, heykeli alırlar Kıbrıs adasına götürürler. Denizcilikle uğraşan Yunanlılar heykeli buradan alarak kutsal Olimpus dağına yerleştirirler. Pers İmparatoru Dara (Dareios) Anadolu ve Yunanistan´ı ele geçirince bu heykeli Mısır´a geri verir. Bundan sonra heykel yine Fenikelilerin eline geçer. Onlar da daha güvenli buldukları Karadeniz’in tek adası olarak Aretias Adası´na yerleştirilirler. Böylece kutsal Yusuf heykeli Giresun’a gelmiş olur. Heykeli almak için Yunanlıların 40 kez adaya saldırırlar, ama başarılı olamazlar.

ada_001

Giresun şehrinin kurucusu kabul edilen Kral Farnakes, Giresun´a egemen olunca, altın heykeli adadan alarak Kale’de bir tapınağa yerleştirir. Buraya Kale’deki Kufa Kuyusu´ndan su bağlanarak su kutsanmış olur. Bu suyun Lonca Mahallesi’ndeki Meryem ana Kaya kilisesi çeşmesine akıtıldığı rivayet edilmektedir. Daha sonra Bizans hakimiyetine giren Giresun’dan kutsal heykel kaçırılıp kaybolur.