belkıs efsanesi  aspendos

Belkıs Efsanesi – Aspendos – Antalya


Aspendos adıyla da bilinen Belkıs harabelerinin Anadolu efsaneleri arasında ilginç bir öyküsü bulunuyor. Antonius Pius (138-164 ) tarihleri arasında inşa edilen tiyatro kadar kentin su ihtiyacını karşılayan kemerlerin de öyküsü halk arasında dilden dile dolaşıyor. Romalılar döneminde kent idaresinin başında bulunan valinin dillere destan güzellikte bir kızı varmış. Kentin iki ünlü mimarıda aynı kıza aşıkmış. Vali ise kızını hangisiyle evlendireceğine karar vermekle güçlük çekerken damat adayını seçmek için bir yol bulmuş.

Mimarları çağırıp teklifini iletmiş. “Hanginiz kent için yararlı güzel bir eser ortaya koyarsa kızımla o evlenecektir.” buyurmuş. Mimarlar yoğun çalışma dönemi sonrasında eserlerini sunmuşlar. Mimarlardan biri Belkıs’a su yollarını, kemerleri inşa edip kentin su ihtiyacını giderirken, diğeri görkemli Aspendos tiyatrosunu tamamlamış, Her iki muhteşem eser karşısında zor durumda kalan güzel kızın babası hükümdar, bu defa kızını hangisinin daha çok sevdiğini anlamak için başka yolu denemiş.” Her ikiniz çok yararlı eserler yarattınız bu nedenle sözümü tutmak için kızımı ikiye bölüp, bir yarısını birinize diğer yarısını diğerinize verip evlendireceğim.” Mimarlardan biri kızın ortadan bölünmesine kıyamıyarak ben vazgeçtim kızınızı rakibime verin yeter ki o ölmesin demiş. Baba da kızının ortadan bölünmesine razı gelmeyecek kadar çok seven mimarın o olduğuna inanıp kızını vermiş. Diğer inanışa göre vali kızını ikiye bölmüştür.

Bu sabaple aspendosun halk arasında adı belkıstır. Tiyatro ve su kemerleri hala sağlam ve ayaktadır. Aspendos tiyatrosunda yarım bir kız heykeli bulunmaktadır.

egri_gol_alanya

Eğri Göl Efsanesi – Antalya


Torosların zirvesinde Eğri Göl adında bir göl vardır Bu gölümüzle ilgili şöyle bir efsane anlatılmaktadır:

Vaktiyle güzeller güzeli bir kızla, yiğit mi yiğit yakışıklı bir genç varmış. Bu gençler, birbirlerine sevdalanmışlarBabalarının söz kesmesinden sonra da beklemeye başlamışlar. Olacak ya, gün gelmiş delikanlıyı askere çağırmışlarEvlenip muratlarına eremeden araya ayrılık girirermiş. Yıllarca sevgilisinin dönmesini bekleyen genç kız onun şehit olduğu haberiyle karşılaşınca dünyası yıkılmış. Ama neylersin, ölenle ölünmüyor ki.

Artık beklemenin de anlamı yoktur Kızın babası, kızını başka birine nişanlar Düğün dernek kurulur ve nihayet gelin alayı kızı almaya gelir. Gel gör ki kızın gönlü hâlâ eski sevgilisindedir. Çaresiz, ata biner ve yaşlı gözlerle yola düşerlerKervan, bugünkü Eğri Göl’ün bulunduğu yere gelince kız acısına daha fazla dayanamaz ve “Allah’ım, ya beni suya sal sevdiğime varayım ya da kuş et salıver!” der Allah’ın hikmetiyle o kızcağız orada bir su oluverir. Sular kaynaya kaynaya orada bir göl meydana getirir O kervanın da orada duruşu eğri büğrü olduğu için, gölün iki km uzunluğundaki çevresi eğri bir hâldedir. O gün bugündür her Cuma, kervanın gölde kaybolduğu saatlerde gölden bir ışık topunun çıktığını da yöre halkı söyler durur.