Hüseyin Gazi Efsanesi

Hüseyin Gazi Efsanesi – Ankara


Hüseyin Gazi Battal Gazi’nin babasıdır. Ankara’nın İslamlaşmasında önemli bir rolü olan Hüseyin Gazi, “Bizanslılarla” giriştiği bir çarpışmada yaralanır ve günümüzde kendi adıyla anılan dağın doruğuna  tırmanmaya başlar. Hüseyin Gazi doruğa tırmandıkça bastığı çayırlar, kanının damladığı otlar çiçeklenip renklenir. Doruğa yaklaştığında duraksayan Hüseyin Gazi  “Benim için darlık mı var? ” deyip asasını toprağa vurur vurmaz da yerden gür bir su fışkır

Hüseyin Gazi Efsanesi

ır. Gücü tükendiğinden doruğa varamadan  orada düşüp kalır. Oğlu Battal Gazi babasının şehit edildiğini öğrenince kente saldırıp tüm “Bizanslıları” kılıçtan geçirir. Sonra da Afyon Karahisar ‘a değin Müslümanlığı yayar.O da günümüz de Seyit Gazi denilen yerde şehit düşer.

yesiloz-keşanos

Keşanos Efsanesi – Yeşilöz – Ankara


Şimdilerde Ankara’nın Güdül ilçesine bağlı şirin bir beldedir Yeşilöz. Birçok isimle anılır.. Yeşilöz, Keşanuz, Örenkaşı ve Keşanos…

Keşenöz isminin Keşanos tan geldiği söylenir.

Keşanosun vakti zamanında bir rum beyi olduğu ve şimdi Yeşilözün bulunduğu yerde kurulu bir beyliği olduğu rivayet edilir. Rivayet odurki bu beyin İstanos, Minaros ve Girindos isminde üç oğlu vardır. Bu oğulları babaları tarafından kendilerine taksim edilen topraklara giderler ve oralarda ayrı beylikler olurlar. Günümüzde bu yerleşkelerin adlarıda şu şekildedir;

İstanoz-zihr (Yenikent)
Minaros -Minaris ( Kazan -Orhaniye Köyü)
Girindos (Kazan -Fethiye Köyü)

Bu efsaneyi bizimle paylaşan Berk arkadaşımıza teşekkür ediyoruz.

alaybeyi

Alay Beyi Efsanesi – Ankara


Şimdilerde Ankara’nın Güdül ilçesine bağlı şirin bir beldedir Yeşilöz…

Beldenin Dikmen mevkiinde kale kalıntıları bulunmaktadır. İşte bu kale Efsane odur ki Alaybeyinin hüküm sürdüğü kaledir.

Çok çok evvelden, koca çınarlar tohumken, bu yöreden bir adam askere gider. Yıllarca dönmez unutulur oralarda. Padişahın sağ kolu olur ve Alaybeyi Ünvanını alır. Başarısından dolayı padişah “oğlum sana mükafat olarak ne verelim, ne vermemizi istersin” der, O da cevap olarak “Bana Çerkes Yolu’ndan üstünü verseniz yeter” der. Komutanı da “oğlum oranın etrafını ne kadar zamanda dolaşabilirsin” der. O da “bir sigara içene kadar” der ve oraların sahibi olur. Hak ettiği topraklarda hüküm sürmeye başlar…Hem de kalesinde bir Alay askeri vardır. Artık askerlik hayatı bitmiştir ve sefa sürmeye başlar…Sohbetler, eğlenceler derken koca serveti eritmeye başlar. Yine bir gün kale önünden bir çoban geçer.

Alaybeyi çobana:
-“Danaları bağladın mı ?“ der.

Çoban:
-“ Bi ala dana ha bağla ha bağlama “ der.

O varlıklı Alay Beyi’nin sadece aladanası kalmıştır. Artık geçim sıkıntısının tadına da bakmıştır Alaybeyi.. Karısı da alışmıştır bu duruma. Ekmek pişirmeyi öğrenmiştir. Alaybeyinden ekmek pişirmek için un almasını ister. Alaybeyi hiç parası olmadığı için şehre üzerinde gittiği kıratı satar ve eve unu götürür. Bir türkü yakar “neler geldi geçti felekten, duyulmadı kır atta geçti elekten”. Karısı bunu duyunca kıratın satıldığını anlar ve hemen boğazında ki dizge altınları çıkarıp Alay Beyi’ne verir.  “Git hemen kıratı getir” der.

İşte bu mevkinin  adı bu Alaybeyinden gelmektedir…

Bu efsaneyi bizimle paylaşan Berk arkadaşımıza teşekkür ediyoruz.

capa ankara

Çapa Efsanesi – Ankara


Bir zamanlar, bölgeye hakim Frigya Kralı Midas’a rüyasında ilahi bir ses; “Durma, kalk. Topraklarında bir gemi çapası ara. Onun bulunduğu yere bir şehir kur. Bu şehir sana mutluluk getirecektir.” diye seslenir. Sevinçle uyanan Midas, ülkesinin her tarafına adamlar salar, gemi çapasını aramalarını emreder, sonunda, birgün Ankara Kalesi’nin bulunduğu tepelerde çapayı buldurtur, kısa zamanda da buraya bir şehir kurarak adını, gemi çapası anlamına gelen “Anker” ya da “Ankira” koyar. Gemi çapası, uzun yıllar bu şehrin tapınağında saklanır.