Serçoban Efsanesi – Amasya


Serçoban, Amasya merkezdeki Kocacık Çarşısı’nda türbesi bulunan İğneci Baba ile kardeştir. İğneci Baba ayakkabı tamiri, kardeşi Serçoban ise çobanlık yapar.

Serçoban, bir gün dağda sürülerini otlatırken kaçan oğlağı yakalamak ister, Serçoban kovalar, oğlak kaçar, iyice yorulan Serçoban “Seni yakaladığımda keseceğim” der. Sonunda yakaladığı oğlağı sözünü yerine getirmek için tam kesmek üzere iken mahzun ve etkileyici bakışları ile karşılaşan Serçoban, duygulanır “ Beni de çok yordun mübarek ” der ve yakaladığı oğlağı serbest bırakır.

Serçoban öldüğünde, sürüdeki hayvanların her biri ağaca dönüşür ve bir orman oluşur. Mezarın bulunduğu mevkii kendi adı ile adak ve mesire yeri olarak ziyaret edilir. Yöre insanı oradaki ağaçları kesmenin kendilerine kötülük getireceğine inanır.

İğneci Baba Efsanesi – Amasya


İğneci Baba ile kardeş olan Serçoban, Amasya merkeze bağlı Karasenir Köyü’ne yerleşir. Çobanlık ile geçimini sağlayan, hal ve hareketleri, ibadetinin sadeliği ile tanınır.Serçoban, birgün Amasya’da ayakkabıcılıkla geçimini sağlayan ağabeyi İğneci Baba’yı ziyarete gelir. Beraberinde de koyunlarından sağdığı sütü bir mendiline çıkılayıp hediye olarak getirir. Amacı, kendi mendiline koyduğu sütün, mendilden sızmadığını göstermektir. Serçoban, mendilini kunduracı dükkanının duvarındaki bir çiviye asar. Bu sırada İğneci Baba, dükkanında bir kızın ayak ölçüsünü almaktadır. Serçoban, kızın topuklarını görünce, “Ne kadar da güzel!” diye aklından geçirdiğinde, çiviye asılan mendilden süt yavaş yavaş damlamaya başlar.

İğneci Baba, kardeşinin niyetinde bozulmalar olduğunu sezer; ama hiç birşey belli etmez. Kız, ayak ölçüsünü verip dükkandan ayrılınca, İğnecibaba, kardeşi Serçoban’a; “Keramet, dağ başında ermekte değil; keramet, burada çıkındaki sütü damlatmamakta.” der.

Mezarı bugün özel bir mekan olarak hazırlanmış, Kocacık Çarşısı’ndadır.