Daktyller – Parmak Cinleri Efsanesi


“Daktylos” Yunanca parmak demektir. Mitolojide ise bu adla anılan ve sayısı değişik olan birtakım cinlerin sözü geçer. Daktyloi, yani parmak cinleri çokluk İda’lı diye vasıflandırılıp Girit’li Zeus, anası Rhea, ya da Phrygia’lı tanrıça Kybele’yle ilişkili olarak gösterilirler.

Efsaneye göre, Daktyl’ler beştir ve doğuşları şöyle olmuştur: Tanrıça Rhea, Girit’in Diktys mağarasında Zeus’u doğurmak için sancı çekerken, ellerini toprağa dayayarak ıkınmış ve topraktan doğum sancılarını hafifletecek güç almış. Sağ elinin toprak üstünde bıraktığı izden beş cin doğuvermiş, bunlar tepeden tırnağa silahlı olarak çıkmışlar ortaya ve çıkar çıkmaz da yeni doğan Zeus tanrının şerefine hora tepmeye başlamışlar.

Daktyller sonraları tanrıça Kybele’nin hizmetine girerek, onun kültünde rol oynamışlar. Kaynaklarda bu cinler çeşitli alanlarda yararlı olarak gösterilirler: Kureta’lar ya da Korybant’lar gibi baştanrı ve anasının tapım ve gizemlerinde gürültülü rakslarıyla yer alırlar, ayrıca, adlarından da belli olduğu gibi elişlerinde yaratıcı olurlar; Daktyl’ler bir efsaneye göre madenlerin ve maden işlemeciliğinin bulucularıdır, bunun ötesinde de, çok önemli bir çığır açarak “heksametron” denilen vezni kurmuş olmakla ün salmışlardır.

Bilindiği gibi, altı ölçülü destan vezni Homeros’un İlyada ve Odysseia’sında kullanılmakla Yunan şiirinin doğuşuna yol açmıştır, bu vezinse daktylos denilen bir uzun, iki kısa heceli ayak, yani ölçülerden meydana gelir. Bu vezne parmak vezni denmesi parmaklardaki bir uzun ve iki kısa boğumdan ileri gelmektedir. Ne var ki Ege’de meydana geldiği apaçık anlaşılan ve Yunan dilinin yapısına pek de uygun olmadığı gözle görülen bu vezin efsaneden de, arkeolojik buluntulardan da anlaşıldığı gibi Ana Tanrıça kültüyle sıkı sıkıya bağlıydı.

Elin en ilkel insanlarda da büyü aracı olarak ne büyük bir değer taşıdığı öteden beri bilinirdi, ama Çatalhöyük’te meydana çıkarılan fresklerden bu simgenin ne kadar geriye gittiği, eski taş çağını bulduğu görülmüştür. Bu inanç ve simgesi kesintisiz bir evrimle Phrygia’lı Kybele ve Efes’li Artemis kültüne gelmiş ve orada hem tapımın temeli olan raks ve müziğin doğup gelişmesine, hem de dünyada çığır açacak bir şiir ölçüsünün yaratımına yol açmış olabilir.

Halikarnas Balıkçısı’nın birçok eserlerinde önerdiği bu görüş bugüne bugün büsbütün kanıtlanmış değilse de, din tarihine de, yazın tarihine de ışık tutacak bir buluş olarak değerlendirilebilir. Buluşun doğruluğunu pekleştiren kanıtlardan biri de bu vezinde beş daktyl’den sonra altıncı ölçünün “spondaios” yani sunu diye adlandırılmış, yani beş ayak, ya da adım oynadıktan sonra şarap sunusu yapılması, böylece veznin doğrudan doğruya bir kutsal dansla ilgili olduğunu göstermesidir; öte yandan ilkçağın bazı geç yazarlarında “Ephesia grammata” diye Efes’te Artemis tapınağında bulunan büyü formüllerinden söz edilmekte ve bunlardan birinin metni verildiğinde, bunun parmak vezinli altılık ölçüyle yazıldığı dikkati çekmektedir.

Çıkan sonuç şu ki, Yunan şiirinin ana vezni olan heksametron doğrudan doğruya Anadolu’lu Ana Tanrıçanın tapımından çıkmış ve uygarlıkta eşsiz bir ileri adım atılmasına, yani şiirin de, dansın da yaratılmasına önayak olmuştur. Bu önerinin daha yapılacak araştırma ve bulgularla büsbütün aydınlanacağı umulabilir

Bakkhalar Efsanesi
Devler ve Tanrılar Savaşı

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published / Required fields are marked *