Doyran, Konyaaltı Efsanesi


Söylentilere göre Teke Beyliği’nden önce de varlığı bilinmektedir. Doyran, Antalya’ya 15 km uzaklıkta, Saklıkent yolu üzerinde olan bir beldedir. Bulunduğu konum nedeniyle bir günde iki mevsimin birden yaşayabilen ender yerlerdendir. Bu köyün geçmişi hakkında gerçek bilgileri ile bir efsane oluşturulmuş ve günümüze dek dillerden dillere anlatılmaktadır.
Continue Reading

Sümbül Efendi Efsanesi – İstanbul


Efsaneler, rivayetler hep insan üzerine değil. Koca Mustafa Paşa Camii’nin avlusundaki dev ve yaşlı ağacın hikayesi de bir hayli ilginç…

Camii avlusundaki bu yaşlı ağacın gövdesi zamanla yarılmaya, kabuklan dökülmeye başlamış. Sümbül Efendi, ağacı zincirlerle sararak korumaya almış. Ancak, zincirin bir ucunu yere doğru sarkık tutmuş ve demiş ki;

“Bu ağacın altında kim durur ve yalan söylerse, bu zincir yere doğru uzayacaktır.”

Koca Mustafa Paşa Ağaç Çınar

Bir süre sonra, camiye gelen bir Müslüman, borç para verdiği Yahudi dostunun alacağını bir türlü vermemesinden şikayetçi olmuş. Yahudiyi çağırmışlar ağacın altına. Borcunu ödemediği söylenen Yahudi, elinde bastonuyla ağacın altına geldiğinde; Sümbül Efendi ağacın ve zincirin özelliğin anlatmış kendisine. Anlatılanları dinleyen Yahudi, “Tut şu bastonumu” demiş alacaklı olduğunu söyleyen adama ve zincirli ağacın altına girerek;

“Yemin ediyorum ki, bu dostuma aldığım parayı iade ettim” demiş.

Hayrettir, zincir uzamamış bir türlü. Adam doğru söylüyor diye söylenmiş oradakiler. Ama alacaklı kuşkulanmış durumdan ve Yahudi’nin elindeki bastonu kaptığı gibi sapını gövdesinden ayırmış. O da ne! Ortalık yere çil çil altınlar dökülmesin mi? Böylece Yahudi’nin oynadığı oyun açığa çıkmış. Dostundan aldığı paraları içine sakladığı bastonu ona verince parayı iade etmiş gibi olmuş, bizim ağaç da aldanmış tabii!

Süleymaniye Camii’nin Harcı Efsanesi – İstanbul


İstanbul’un Haliç yamaçlarının üzerinde ve üçüncü tepesinde yer alan muhteşem bir külliyedir Süleymaniye Camii. Boğaziçi girişinden bakıldığında, caminin sadece eşsiz silueti bile insanı büyülemeye yeter. Süleymaniye’nin yapım aşaması bütünüyle görkemli bir efsanedir. Bunlardan en ilginç olanını aktarıyoruz. Mimar Sinan, Süleymaniye Külliyesi’nin temelini attıktan sonra, bu temelin oturması ve sağlamlaşması için inşaatı durdurmuş ve bir yıl kadar beklemiş. İnşaatın ekonomik nedenlerden dolayı durduğu yolunda duyum alan ve Osmanlı ile her alanda yarış içinde olan Safevi şahı Tahmasb, fırsat bu fırsat diyerek

suleymaniye camii efsanesi

Kanuni Sultan Süleyman’ı utandırmak istemiş ve padişaha inşaat tamamlansın diye bir sandık dolusu mücevher göndermiş. Ancak rivayet olunur ki, buna çok sinirlenen Sultan, mimarbaşı Sinan’a gereğinin yapılmasını buyurmuş ve büyük usta da bu eşsiz hazineyi, Safevi elçisinin gözü önünde, bir dibekte dövdürüp toz haline getirterek Süleymaniye’nin inşaat harcına katıvermiş…

Sabahın ilk ışıklarıyla güneşin gökyüzünde parıldadığı bir gün Süleymaniye Camii’ne dikkatli bakın, parıldadığını göreceksiniz!

Kütüklü Tekke Efsanesi


Boru gölünün batısında, yani Sünneçiköyün 5-6 km doğusunda Kütüklü Tekke diye anılık bir tekke vardır. Bu tekke bir zaman çok zenginmiş. Herkes oraya gider kurbanlar keser, hatta biz bile gittik oraya, çocukluğumuzda kurban kesmeye. Bu tekkenin eskilerden üç yüz dönüm kadar ormanı varmış. Bu ormandan kimse hiç bir dal, bir çırpı bir yaprak dahi koparmaz mış. Çok ta arıları varmış. Beş yüz, bin kovan kadar arılan varmış. Hırsızlar bir gece demişler: Gidelim, şurada çok bal vardır, çalalım. Birkaç kovan arıdan ballarını çıkaralım. İki arkadaş gitmişler, iki hırsız, almışlar iki tane arı, götürmüşler, yürümüşler… yürümüşler… yürümüşler. Bakmışlar Tekke yanlarında. Ha biraz ta yürüyelim. Yürümüşler, yürümüşler, saatlerce  yürümüşler adamlar, dönmüşler, bir de baksınlar gene tekke yanlarında?., yürümüşler, yürümüşler üçüncü defa, sabah yakınmış neredeyse, bakmışlar gene tekkenin yanında. “Yahu” demişler “Bu tekke Baba bizi salmayacak. Biz arılan bırakmadan gidemeyiz. Bırakalım Bakalım da o zaman ne yapacak?” Arılan dönmüşler, yerlerine koymuşlar, onda sonra yavaş yavaş çıkmış gitmişler. Sabah olmuş.

Kütüklü Tekke ile ilgili bir başka efsane de şu: “Gereviz’den yani tekkenin en yakın köylerinde bir Rumun biri, gitmiş, Tekkenin içinde bir mezar var tabi, Demiş: “Şu mezarı ben kazayım da bunun içinde para vardır. Kazmışlar, kazmışlar, bir iki boy kazmışlar, para çıkmamış. Fakat tekkenin eşik taşı varmış, mermerden yapılmış, dört köşe, gayet güzel bir taş. Taş hoşuna gitmiş Rumun birisinin. “Alayım bunu bari” demiş “Gideyim hayvan damına, hayvan alnına koyayım bunu eşik taşı yapayım” almış götürmüş evine adam, koymuş dama, eşik taşı yapmış. Fakat o akşam yatmış. Rüyasında onun bütün gece durmadan “Taşı yerine götür, ölecen” diye dermiş. Tekke Baba velhasıl Rum bütün gece sıkıntıdan uyuyamamış. Ertesi günü işine gitmiş. Ama o gördüğü rüya aklından hiç çıkmamış. Akşam gene olmuş, yatmış yatağa, gene sıkıntı almış, bir türlü uyuyamazmış. İlle “Taşı yerine götür” diye Kütüklü Tekke Baba söylermiş rüyasında. Sabah olmuş ikinci geceyi de hiç uyumadan geçirmiş. Bütün gece onu düşünmüş. Demiş: “Bu akşam da onu görürsem bakalım ne yapacam.” Üçüncü akşam da yatmış, gene bütün gece “Taşı yerine götür.i.. Taşı yerine götür”. Bütün gece gene söylenmiş sıkıntıdan. Rum bütün gece hiç uyuyamamış. Ertesi günü kalkmış İskeçe’ye doktora gitmiş, doktor bakmış, demiş: “Sen bi kötülük mü yaptın ne varsa aklında karik o vaadini yerine getir.” O da doktora anlatmış. Doktor demiş: “Sen taşı al yerine götür yoksa başka türlü uyuyamazsın.” Rum dönmüş doktordan, gelmiş köyüne. Almış taşı, götürmüş tekkeden çıkardığı yere. Daha âlâ daha güzel koymuş ve mezarı da biraz öteberi gömmüş.

Fakat bugünkü tekke tabi eskisine nazaran harabe durumda. Tekke denecek yanı yok yani.

Umaporn > Redtube porn
Brazzers porno